Bebeklerde aşı takvimi, doğum anında uygulanan ilk doz Hepatit B aşısı ile başlar ve bağışıklık sisteminin olgunlaşma sürecine paralel olarak 1., 2., 4., 6., 12., 18. ve 24. aylarda yapılan periyodik dozlarla tamamlanır. T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Aşı Takvimi doğrultusunda; yenidoğan döneminde Hepatit B, 2. ayda Verem (BCG), ilk 6 ay içinde Beşli Karma (DaBT-İPA-Hib) ve Pnömokok (Zatürre), 1 yaşında ise KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) ve Suçiçeği aşıları uygulanır. Bu protokol, bebeğinizi bulaşıcı hastalıklara karşı en savunmasız olduğu biyolojik pencerelerde koruma altına almak ve ömür boyu sürecek güçlü bir bağışıklık kalkanı oluşturmak üzere tasarlanmıştır.

Aşı Takvimi Neden ve Hangi Bilimsel Temellere Dayanır?

Aşı uygulamaları, sadece bir bebeğin hastalanmasını önlemekle kalmaz, aynı zamanda toplumun genel sağlığını koruyan en güçlü kalkanı oluşturur. Bir bebeğin dünyaya geldiği an, bağışıklık sistemi için aslında devasa bir öğrenme sürecinin başlangıcıdır. Bu sistemin zararlı virüs ve bakterileri tanıması, onlarla karşılaştığında nasıl savaşacağını bilmesi gerekir. İşte aşılar, bu öğrenme sürecinde bağışıklık sistemine düşmanları güvenli bir şekilde tanıtan, onu antrenmanlı hale getiren en etkili eğitim araçlarıdır.

Uygulanan takvim rastgele tarihlerden oluşmaz. Her bir aşının zamanlaması, bebeğin gelişim süreci, anneden geçen antikorların ne zaman azaldığı ve bağışıklık sisteminin aşıya en iyi yanıtı vereceği biyolojik pencereler hesaplanarak belirlenir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan Ulusal Aşı Takvimi, ülkemizin hastalık risk haritası ve küresel sağlık standartları baz alınarak şekillendirilir. Hekimlerin uyguladığı bu metodoloji, kişisel tercihlere değil kanıta dayalı tıp kurallarına ve bağlayıcı rehberlere dayanır. Temel amaç hastalığın ortaya çıkma riskinin en yüksek olduğu dönemden hemen önce bebeği koruma altına almaktır.

Bu süreçte hedeflenen bir diğer önemli nokta “sürü bağışıklığı” kavramıdır. Toplumun büyük bir çoğunluğu aşılandığında, virüslerin yayılacak bir konak bulması zorlaşır. Bu sayede henüz aşılanma yaşına gelmemiş bebekler veya bağışıklık sistemi hastalıkları nedeniyle aşı olamayan bireyler de dolaylı yoldan korunmuş olur. Dolayısıyla her aşı, sadece o çocuğu değil tüm toplumu koruyan bir zincirin halkasıdır.

Doğum Anında Hangi Aşılar Uygulanır?

Bebek dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren enfeksiyon risklerine karşı savunmasızdır. Bu nedenle koruma kalkanının inşasına doğumhanede başlanır. Doğumdan hemen sonra, henüz hastaneden taburcu olmadan uygulanan ilk ve en kritik aşı Hepatit B aşısıdır.

Hepatit B virüsü, karaciğerde ciddi hasarlara, siroza ve hatta karaciğer kanserine yol açabilen sinsi bir virüstür. Eğer anne taşıyıcı ise, doğum esnasında virüsün bebeğe geçme ihtimali oldukça yüksektir. Bebeklerde bu enfeksiyonun kronikleşme riski yetişkinlere göre çok daha fazladır. Bu yüzden risk almamak adına doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde ilk doz mutlaka uygulanır.

Hepatit B aşısının uygulama şeması şu şekildedir:

  • Doğumda (0. ay)
  • ayın sonunda
  • ayın sonunda

Bu üç dozluk seri tamamlandığında, bebeğin karaciğeri bu tehlikeli virüse karşı ömür boyu sürecek bir koruma altına alınmış olur. Aşı inaktif yani ölü bir aşıdır, bu nedenle bebekte hastalığa yol açma riski yoktur ancak bağışıklık sistemine virüsü tanıtarak güçlü bir antikor yanıtı oluşturur.

Verem Aşısı (BCG) Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Tüberküloz yani verem hastalığı, ne yazık ki dünya genelinde ve ülkemizde hala halk sağlığı sorunu olmaya devam eden ciddi bir enfeksiyondur. Bu nedenle Ulusal Aşı Takvimimizin en önemli parçalarından biri BCG aşısıdır. Bu aşı, bebeğin 2. ayını doldurmasının ardından uygulanır.

BCG aşısı, zayıflatılmış canlı bir bakteri aşısıdır. Bu özelliği nedeniyle uygulanışı diğer aşılardan farklıdır ve özel bir teknik hassasiyet gerektirir. Aşı kas içine değil deri içine (intradermal) uygulanmalıdır. Genellikle sol omuz bölgesi tercih edilir. Bu bölgenin seçilmesi, aşı sonrası oluşacak izin takibini kolaylaştırır ve uluslararası bir standart sağlar.

Aşının deri içine yapılması çok önemlidir çünkü yanlışlıkla deri altına (subkutan) yapılması durumunda hem aşının etkinliği azalabilir hem de bölgede istenmeyen şişlikler veya abse oluşumu gibi yan etkiler artabilir. Bu sebeple BCG aşısının mutlaka deneyimli sağlık personeli tarafından uygulanması gerekir.

BCG aşısından sonra beklenen süreç şöyledir:

  • Uygulama anında ciltte küçük bir kabarıklık oluşur.
  • Bu kabarıklık kısa sürede kaybolur.
  • Yaklaşık 6 ila 8 hafta sonra aşı yerinde sivilce benzeri bir kızarıklık ve kabuklanma başlar.
  • Sonrasında bu yara iyileşerek o bildiğimiz karakteristik aşı izini bırakır.

Bu izin oluşması, aşının tuttuğunun ve bağışıklık sisteminin yanıt verdiğinin somut bir göstergesidir.

Karma Aşılar Hangi Hastalıklardan Korur?

Bebeğin 2., 4. ve 6. ayları, aşı takviminin en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemde bağışıklık sistemine birden fazla düşmanı tanıtmak gerekir. Neyse ki gelişen tıp teknolojisi sayesinde, bebeklerin defalarca iğne olmasını engellemek için “Karma Aşı” formülasyonları geliştirilmiştir. Beşli Karma Aşı (DaBT-İPA-Hib), tek bir enjeksiyonla beş farklı ölümcül hastalığa karşı koruma sağlar.

Karma aşının koruduğu hastalıklar şunlardır:

  • Difteri
  • Tetanoz
  • Boğmaca
  • Çocuk Felci (Polio)
  • Menenjit ve zatürreye yol açan Hib bakterisi

Bu hastalıklardan özellikle boğmaca, küçük bebeklerde solunum durmasına yol açabilecek kadar ağır seyredebilir. Tetanoz ise toprakla temas veya kirli yaralanmalar sonucu gelişebilen ve kaslarda ölümcül kasılmalara neden olan bir hastalıktır. Difteri, boğazda oluşturduğu zarla nefes almayı imkansız hale getirebilir. Çocuk felci ise kalıcı sakatlıklara neden olan bir virüstür. İşte bu beşli karma aşı, tüm bu felaket senaryolarına karşı bebeği koruyan en güçlü silahtır. Aşı takviminde belirtilen aralıklarla (2, 4 ve 6. aylar) dozların tamamlanması, koruyuculuğun sağlanması için şarttır.

Zatürre Aşısı (Pnömokok) Neden Çok Önemlidir?

Halk arasında genellikle “zatürre aşısı” olarak bilinen Konjuge Pnömokok Aşısı (KPA), aslında zatürreden çok daha fazlasını önler. Pnömokok bakterileri (Streptococcus pneumoniae), bebeklerde sadece akciğer enfeksiyonuna (zatürre) değil aynı zamanda kana karışarak sepsise (kan zehirlenmesi), beyin zarlarını tutarak menenjite ve sık tekrarlayan orta kulak iltihaplarına neden olabilir.

Özellikle 2 yaş altı bebeklerin bağışıklık sistemi bu bakterinin kapsül yapısını tanımakta zorlanır. Bu nedenle aşı hayati önem taşır. Ulusal takvimimizde bu aşı da karma aşılarla paralel olarak 2. ay, 4. ay ve 12. ayda olmak üzere uygulanır.

Pnömokok aşısının sağladığı koruma şunları kapsar:

  • Bakteriyel Menenjit
  • Zatürre
  • Kan İltihabı (Bakteriyemi/Sepsis)
  • Orta Kulak İltihabı

Zamanında yapılan aşılar sayesinde, geçmişte bebek ölümlerinin en sık nedenlerinden biri olan pnömokok enfeksiyonları günümüzde ciddi oranda azalmıştır.

1 Yaş Sonrası Hangi Aşılar Takvime Girer?

Bebeklikten oyun çocukluğu dönemine geçişle birlikte yani 12. aydan itibaren, aşı takviminde yeni bir sayfa açılır. Bu dönemde artık “canlı viral aşılar” devreye girer. Bağışıklık sistemi artık daha olgundur ve anneden geçen antikorların etkisi azaldığı için kendi savunmasını kurması gerekir.

Bu dönemin en bilinen aşısı KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) aşısıdır. Üç hastalığa karşı tek bir enjeksiyonla koruma sağlar.

KKK aşısının içeriğindeki hastalıklar şunlardır:

  • Kızamık
  • Kızamıkçık
  • Kabakulak

Kızamık, son derece bulaşıcıdır ve beyin iltihabı (ensefalit) gibi kalıcı hasar bırakabilen komplikasyonlara yol açabilir. Kabakulak, işitme kaybı ve ilerleyen yaşlarda kısırlık riski taşıyabilir. Kızamıkçık ise özellikle hamilelikte geçirilirse bebekte sakatlıklara neden olur. Bu nedenle 12. ayda yapılan ilk dozun ardından, koruyuculuğu pekiştirmek için 4 yaşında (ilkokul öncesi dönemde) ikinci bir doz daha uygulanır.

Ayrıca 1 yaşından sonra, genellikle 18. ve 24. aylarda Hepatit A aşısı uygulanır. Hepatit A, hijyen koşullarıyla bulaşan ve karaciğeri tutan bir virüstür. Çocukların yürümeye başlaması, parklarda oynaması ve ileride kreş ortamına girmesiyle bulaşma riski artar.

Buna ek olarak 1 yaşında suçiçeği aşısı da uygulanır. Suçiçeği genellikle hafif geçirilse de bazen ciltte ciddi enfeksiyonlara veya zatürreye yol açabilir.

Meningokok Aşıları Zorunlu mu ve Ne Zaman Yapılır?

Ulusal Aşı Takvimi’nde devlet tarafından ücretsiz karşılanan aşıların yanı sıra Pediatrik Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanları olarak bizlerin “şiddetle önerdiği” özel aşılar da vardır. Bunların başında Meningokok aşıları gelir.

Meningokok bakterisi (Neisseria meningitidis), çok nadir görülse de yakaladığında son derece yıkıcı sonuçları olan bir menenjit türüne neden olur. Hastalık o kadar hızlı ilerler ki tamamen sağlıklı bir çocuk 24 saat içinde hayatını kaybedebilir veya uzuv kaybı, işitme kaybı, beyin hasarı gibi kalıcı durumlarla karşılaşabilir. Bu risk, aşılanmayı son derece önemli kılar.

Meningokok aşıları tek bir tip değildir. Bakterinin farklı alt grupları olduğu için aşılar da buna göre ayrılır:

  • ACWY gruplarını içeren dörtlü aşılar
  • B grubunu içeren aşılar

Bu aşıların uygulama zamanlaması standart değildir ve “kişiye özel” planlanmalıdır. Aşıya ne kadar erken (örneğin 2. aydan itibaren) başlanırsa o kadar çok doz yapılması gerekebilir. Daha geç başlandığında doz sayısı azalabilir ancak bu süre zarfında çocuk korumasız kalır. Bu nedenle hekiminiz, çocuğunuzun ayına, sağlık durumuna ve bütçenize göre en uygun şemayı çıkaracaktır. Bu aşılar rutin takvimde olmasa da hastalığın ciddiyeti nedeniyle tıbbi açıdan ihmal edilmemesi gereken bir koruma yöntemidir.

Aşı Hangi Durumlarda Yapılmaz veya Ertelenir?

Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, aşıların da yapılmaması gereken veya ertelenmesi gereken durumlar (kontrendikasyonlar) vardır. Aşı öncesinde yapılan muayenenin temel amacı, çocuğun aşıya uygun olup olmadığını belirlemektir.

Bazı durumlar aşı yapılmasını kesinlikle engeller. Bu durumlara “mutlak kontrendikasyon” denir.

Canlı aşıların (BCG, KKK, Suçiçeği) yapılmaması gereken durumlar şunlardır:

  • Doğuştan bağışıklık yetmezliği olanlar
  • Lösemi veya lenfoma gibi kanser hastalığı olanlar
  • Kemoterapi veya radyoterapi tedavisi görenler
  • Yüksek doz kortizon tedavisi alanlar
  • Gebelik durumu

Bu durumlarda canlı virüs aşıları, bağışıklık sistemi zayıf olduğu için kontrolsüz çoğalarak hastalığa neden olabilir. Ancak inaktif (ölü) aşılar, hekim kontrolünde belirli şartlarda yapılabilir.

Bunun dışında “geçici erteleme” gerektiren durumlar vardır. Eğer çocukta yüksek ateşli, orta veya ağır şiddette bir enfeksiyon (örneğin zatürre, ağır bronşit) varsa, iyileşene kadar aşı ertelenir. Buradaki amaç aşının yan etkileriyle hastalığın belirtilerinin birbirine karışmasını önlemektir.

Aşı yapılmasına engel olmayan hafif durumlar şunlardır:

  • Hafif ateş (38 derecenin altı)
  • Burun akıntısı
  • Hafif öksürük
  • İshal (hafif seyirli)

Antibiyotik kullanımı (hastalığın şiddetine göre değişebilir ancak genelde engel değildir)

Halk arasında yaygın olan “Burnu akıyor, aşı yapmayalım” düşüncesi yanlıştır ve çocuğun aşı takviminin gereksiz yere aksamasına neden olarak onu korumasız bırakır.

Aşı Sonrası Yan Etkiler Nelerdir?

Aşı uygulamasından sonra ebeveynlerin endişelenmesi normaldir ancak görülen etkilerin büyük çoğunluğu beklenen, geçici ve zararsız durumlardır. Bu etkiler aslında bağışıklık sisteminin aşıya yanıt verdiğini ve çalıştığını gösterir.

Aşı sonrası sık görülen ve normal kabul edilen yan etkiler şunlardır:

  • Hafif ateş
  • Huzursuzluk veya ağlama
  • İştahsızlık
  • Uyku düzeninde kısa süreli değişiklikler
  • Aşı yerinde hafif kızarıklık
  • Aşı yerinde hafif şişlik
  • Aşı yerinde ağrı

Bu durumlar genellikle 24 ila 48 saat içinde kendiliğinden düzelir. Hekiminizin önerdiği dozda ateş düşürücü veya ağrı kesici (parasetamol gibi) vererek çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz.

Ancak bazı durumlarda dikkatli olmak ve hekime başvurmak gerekir. Nadir de olsa daha belirgin reaksiyonlar gelişebilir.

Hekime başvurulması gereken durumlar şunlardır:

  • Ateşin 3 günden uzun sürmesi
  • Aşı yerindeki kızarıklık ve şişliğin giderek artması
  • Şişliğin en yakın eklemi içine alacak kadar yayılması
  • Aşı yerinde iltihaplı akıntı veya abse görünümü
  • Durdurulamayan, tiz sesli ağlama
  • Çocuğun genel durumunda bozulma, baygınlık hali

Özellikle BCG aşısından haftalar sonra koltuk altında veya boyunda ceviz büyüklüğünde (1.5 cm ve üzeri) şişlikler (lenf bezi büyümesi) görülebilir. Bu durum aşının bir yan etkisidir ve cerrahi müdahale veya ilaç tedavisi gerektirebileceğinden mutlaka uzman değerlendirmesi şarttır.

Sağlık personeli, gelişen tüm ciddi veya beklenmedik yan etkileri “Aşı Sonrası İstenmeyen Etkiler” (ASİE) izleme sistemine bildirmekle yükümlüdür. Bu sistem, aşı güvenliğinin ulusal çapta sürekli olarak denetlenmesini sağlar.

Aşıların Koruyuculuğu Ömür Boyu Sürer mi?

Toplumda aşıların çocuklukta yapılıp bittiği gibi yanlış bir algı vardır. Oysa bağışıklık hafızası bazı hastalıklara karşı ömür boyu sürerken, bazılarına karşı zamanla zayıflayabilir. Tıpta buna “waning immunity” (azalan bağışıklık) denir. Bu nedenle aşı takvimi sadece bebeklikle sınırlı değildir.

Özellikle tetanoz, difteri ve boğmaca gibi hastalıklara karşı kazanılan bağışıklık zamanla azalır. Bu sebeple belirli dönemlerde “rapel” yani pekiştirme dozlarının yapılması zorunludur.

Pekiştirme dozlarının zamanlaması şöyledir:

  • 4-6 yaş arası (İlkokul başlangıcı)
  • 13-14 yaş arası (Ortaokul sonu/Lise başı)
  • Erişkinlik döneminde her 10 yılda bir (özellikle Tetanoz)

Yetişkinlerin de her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısını tekrarlaması gerekir. Paslı bir çivi batması veya kirli bir yaralanma durumunda sağlık kuruluşlarında hemen tetanoz aşısı sorgulanmasının nedeni budur. Aşılanma, dinamik ve ömür boyu takip edilmesi gereken bir süreçtir.

Aileler Aşı Sürecinde Nelere Dikkat Etmelidir?

Aşı takvimi, ebeveyn ve hekimin iş birliği içinde yürüttüğü bir süreçtir. Hekimin görevi en güncel bilimsel yöntemlerle aşıyı güvenli bir şekilde uygulamak, aileyi bilgilendirmek ve olası yan etkileri yönetmektir. Ailenin görevi ise takvime sadık kalmaktır.

Aşılar konusunda en büyük risk, bilgi kirliliğidir. Sosyal medyada veya kulaktan dolma bilgilerle yayılan aşı karşıtı söylemler veya bilimsel dayanağı olmayan iddialar, ebeveynlerde gereksiz korkuya neden olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki aşılar, modern tıbbın insan ömrünü uzatan ve çocuk ölümlerini engelleyen en büyük başarısıdır.

Ailelerin dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Aşı kartını her muayenede yanında bulundurmak
  • Randevu tarihlerine titizlikle uymak
  • Hafif hastalıklar nedeniyle aşıyı ertelememek
  • Çocuğun kullandığı ilaçları hekime bildirmek
  • Aşı sonrası hekimin önerdiği bakım talimatlarını uygulamak
  • Yan etkiler konusunda soğukkanlı olup gerektiğinde hekime danışmak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir