Çocuklarda karın ağrısı, genellikle gaz sıkışması, kabızlık, viral mide-bağırsak enfeksiyonları (gastroenterit) veya gıda intoleransları gibi iyi huylu ve geçici nedenlerle ortaya çıkar. Vücudun bir uyarı mekanizması olan bu yaygın şikayet; ani başlayan (akut) durumlarda apandisit, bağırsak düğümlenmesi veya zehirlenme gibi acil cerrahi müdahale gerektiren ciddi tabloların da ilk işareti olabilir. Haftalarca süren kronik ağrılarda ise stres, kaygı, fonksiyonel bağırsak bozuklukları veya çölyak gibi metabolik hastalıklar belirleyici faktörlerdir. Ağrının asıl kaynağı; çocuğun yaşına, ağrının yerleşim yerine ve ateş, kusma gibi eşlik eden alarm bulgularına göre değişiklik gösterir.
Karın Ağrısı Şikayetinde Süre Neden Önemlidir?
Bir çocuk karın ağrısıyla karşımıza geldiğinde, aklımızdaki algoritmayı çalıştıran ilk anahtar, zamanlamadır. Ağrının ne zaman başladığı, bizi tamamen farklı iki yola sokar. Bu ayrımı yapmak, doğru tanıya giden haritanın ilk adımıdır.
Eğer ağrı aniden başlamışsa, yani çocuk birkaç saat öncesine kadar gayet iyiyken birdenbire şiddetli bir ağrıyla iki büklüm olmuşsa, buna “Akut Karın Ağrısı” diyoruz. Bu durum bizim için her zaman daha alarm vericidir. Çünkü vücut, yeni gelişen bir olaya ani ve sert bir tepki vermektedir. Apandisit, zehirlenmeler veya bağırsak tıkanıklıkları genellikle bu gruptadır.
Diğer yanda ise “Kronik” veya “Tekrarlayan” karın ağrısı vardır. Ebeveynler genellikle “Hocam bu çocuğun karnı aylardır ağrıyor, gitmediğimiz doktor kalmadı” diyerek gelirler. Eğer ağrı 3 aydan uzun sürüyorsa, sürekli veya aralıklı olarak çocuğu rahatsız ediyorsa bu kategoriye girer. Burada artık acil bir organ patlamasından ziyade; beslenme alışkanlıkları, bağırsak florası, psikolojik faktörler veya metabolik hastalıklar gibi daha derin ve karmaşık nedenleri araştırırız. Kronik ağrı yönetimi, akut ağrıdan tamamen farklıdır ve sabır gerektiren bir süreçtir.
Aniden Gelişen Akut Karın Ağrısı Nedenleri Nelerdir?
Akut karın ağrısı denince hem ailelerin hem de bizlerin en çok çekindiği durum “Cerrahi Karın” veya “Akut Batın” dediğimiz tablolardır. Bunlar zamanla yarıştığımız ve genellikle ameliyat gerektiren durumlardır. Ancak unutmayın ani başlayan her ağrı ameliyatlık değildir.
En sık karşılaştığımız cerrahi neden Akut Apandisittir. Çocuklarda apandisit tanısı koymak, yetişkinlere göre biraz daha zordur çünkü çocuklar ağrıyı lokalize etmekte, yani yerini tam göstermekte zorlanabilirler. Klasik kitap bilgisi ağrının sağ alt tarafta olmasıdır ama çocuklarda bu süreç genellikle göbek çevresinde başlar. İştahsızlık çok belirgin bir bulgudur. Çocuk en sevdiği yemeği bile reddeder. Göbek çevresindeki ağrı zamanla sağ alt karın bölgesine iner ve oraya yerleşir. Burada çok kritik bir nokta var: Kusmanın zamanlaması. Apandisitte genellikle önce ağrı başlar, kusma daha sonra gelir. Eğer çocuğunuz önce fışkırır tarzda kusmaya başlayıp sonra karnım ağrıyor diyorsa, bu daha çok gıda zehirlenmesi veya mide üşütmesini düşündürür.
Bir diğer önemli ve korkutucu durum İnvaginasyon yani bağırsak düğümlenmesidir. Özellikle 4 ay ile 1 yaş arasındaki bebeklerde sık görülür. Bebek gayet huzurluyken aniden, çok şiddetli bir ağrı krampıyla bacaklarını karnına çeker ve ağlamaya başlar. Bu kriz 15-20 dakika sürer, sonra geçer. Bebek o arada uyuyabilir veya oyun oynayabilir. Aile “oh geçti” derken, ağrı tekrar gelir. Eğer fark edilmezse ilerleyen saatlerde bebek “çilek jölesi” kıvamında kanlı kaka yapmaya başlar. Bu çok acil bir durumdur.
Cerrahi olmayan akut nedenlerin başında ise Gastroenteritler gelir. Yani virüs veya bakterilerin neden olduğu mide-bağırsak enfeksiyonları. Burada karın ağrısına eşlik eden ishal ve kusma ön plandadır. Ağrı genellikle kramp tarzındadır, gelir ve gider. Tuvaletini yapınca çocuk bir miktar rahatlar.
Akut karın ağrısına neden olabilecek bazı durumlar şunlardır:
- Akut apandisit
- Bağırsak düğümlenmesi
- Gıda zehirlenmeleri
- Mide ve bağırsak enfeksiyonları
- Gaz sıkışması
- Kabızlık atağı
- İdrar yolu enfeksiyonları
- Travma veya darbe
- Pankreas iltihabı
Kız Çocuklarında Karın Ağrısı Neden Daha Karmaşık Olabilir?
Kız çocuklarında karın ağrısını değerlendirmek, anatomik farklılıklar nedeniyle bizler için ekstra dikkat gerektiren bir süreçtir. Özellikle ergenlik dönemine yaklaşan veya ergenlik çağındaki kız çocuklarında, alt karın bölgesindeki ağrılar sadece bağırsaklarla ilgili olmayabilir.
Yumurtalıklar (overler) ve rahim, karın alt bölgesinde yer aldığı için, jinekolojik sorunlar kolaylıkla apandisit veya bağırsak sorunlarıyla karışabilir. Örneğin yumurtalıkta oluşan bir kistin patlaması (rüptür) veya yumurtalığın kendi etrafında dönerek kan akışının bozulması (torsiyon), çok şiddetli ve ani karın ağrısı yapar. Yumurtalık torsiyonu en az apandisit kadar acildir ve organı kaybetmemek için hızla müdahale edilmesi gerekir.
Ayrıca adet döngüsüne bağlı ağrılar (dismenore) veya yumurtlama dönemi ağrıları (mittelschmerz) da akut karın ağrısı şikayetiyle acile başvurulmasına neden olabilir. Bu nedenle karın ağrısı ile gelen kız çocuklarında adet düzenini sorgulamak ve gerekirse jinekolojik açıdan değerlendirmek, atlanmaması gereken bir adımdır. İdrar yolu enfeksiyonları da kız çocuklarında anatomik yapı gereği daha sık görülür ve kasıklara vuran ağrılarla kendini belli eder.
Doktor Tanı Koyarken Hangi Soruları Sorar ve Nelere Bakar?
Çocuğunuzu doktora götürdüğünüzde, bizim için en değerli tanı aracı ne ultrason cihazı ne de kan tahlilidir; en değerli araç sizin anlattıklarınızdır. Biz buna “Anamnez” diyoruz. İyi bir hikaye, tanının yarısıdır.
İlk olarak ağrının yerini sorarız. Çocuk parmağıyla tek bir noktayı mı gösteriyor, yoksa avuç içiyle tüm karnını mı ovuşturuyor? Tek parmakla gösterilen lokalize ağrılar genellikle organik bir soruna (apandisit gibi) işaret ederken, göbek çevresindeki yaygın ağrılar daha çok fonksiyonel veya basit nedenlere bağlıdır.
Ağrının karakteri de önemlidir. Bıçak saplanır gibi mi, yanma şeklinde mi, yoksa kramp tarzında mı? Ağrının uykudan uyandırıp uyandırmadığı bizim için çok kritik bir sorudur. Genellikle psikolojik kökenli veya basit ağrılar çocuğu o tatlı uykusundan uyandırmaz. Eğer çocuk gece ağrıyla uyanıyorsa, altta yatan organik bir sebep olma ihtimali yüksektir.
Muayene aşamasında ise ellerimizi kullanırız. Çocuğun karnına dokunduğumuzda karnını sertleştirmesi (defans) ve elimizi bastırıp aniden çektiğimizde ağrının artması (rebound), karın zarının iltihaplandığını gösteren ciddi bulgulardır. Ayrıca steteskopla bağırsak seslerini dinleriz; seslerin çok artması ishal veya tıkanıklık başlangıcını, hiç ses olmaması ise bağırsağın durduğunu veya ciddi bir enfeksiyonu işaret edebilir.
Anamnez sırasında sorulabilecek bazı kritik sorular şunlardır:
- Ağrı nerede başladı
- Ağrı şu an nerede hissediliyor
- Ağrının şiddeti ne kadar
- Ağrı ne kadar süredir devam ediyor
- Ağrıyı artıran faktörler
- Ağrıyı hafifleten faktörler
- Son dışkılama zamanı
- Dışkının kıvamı ve rengi
- Kusma olup olmadığı
- Ateşin varlığı
- İştah durumu
- Kilo kaybı olup olmadığı
Karın Dışı Nedenler de Karın Ağrısına Yol Açar mı?
Bu başlık ebeveynleri en çok şaşırtan konulardan biridir. Çocuğunuzun karnı ağrıyor diye doktora gelirsiniz, ancak doktor çocuğun boğazına bakar, sırtını dinler ve “Bademcikleri şişmiş” veya “Zatürre başlangıcı var” diyebilir. “Ama hocam karnı ağrıyor, boğazıyla ne ilgisi var?” diye düşünebilirsiniz.
Çocuklarda ağrı algısı ve sinir yolları yetişkinler kadar özelleşmiş değildir. Ayrıca vücut bir bütündür. Özellikle akciğerin alt kısımlarını tutan zatürreler (pnömoni), diyaframa yakın olduğu için ağrısı karına yansıyabilir. Benzer şekilde şiddetli bademcik enfeksiyonlarında (Tonsillit) karın içinde lenf bezleri de şişebilir (Mezenterik Lenfadenit) ve bu durum apandisiti taklit eden bir karın ağrısına yol açabilir.
Hatta diyabet (şeker hastalığı) koması başlangıcı veya bazı kan hastalıkları bile ilk bulgu olarak karın ağrısı ile karşımıza çıkabilir. Bu yüzden biz çocuk hekimleri, karın ağrısı olan bir çocuğu muayene ederken sadece karnına bakmakla yetinmeyiz; kulaklarını, boğazını, akciğerlerini ve hatta cildini bile detaylıca inceleriz. Bazen karın ağrısının sebebi, tamamen karın dışındaki bir sistemde saklı olabilir.
Hangi Tahlil ve Görüntüleme Yöntemleri Tercih Edilir?
Muayenemizi tamamladıktan sonra, şüphelerimizi doğrulamak veya tehlikeli durumları ekarte etmek için tetkiklere başvururuz. Ancak her çocuğa her tetkik yapılmaz. Burada “Az ama öz” prensibiyle hareket ederiz.
Kan tahlillerinde enfeksiyon değerlerine (Lökosit, CRP) bakarız. Apandisit gibi durumlarda bu değerlerin yüksek olması beklentimizdir. İdrar tahlili, idrar yolu enfeksiyonu veya taş düşürme ihtimalini değerlendirmek için olmazsa olmazdır.
Görüntüleme yöntemlerinde ise çocuk hekimlerinin en iyi dostu Ultrasonografi (USG) dir. Neden mi? Çünkü radyasyon içermez, ağrısızdır, hızlıdır ve çocuklar için son derece güvenlidir. Apandisit, bağırsak düğümlenmesi, yumurtalık kistleri, böbrek taşları veya karın içi sıvı birikimi ultrasonda rahatlıkla görülebilir. Ancak ultrasonu yapan kişinin tecrübesi ve o an çocuğun karnındaki gaz durumu görüntü kalitesini etkileyebilir.
Bilgisayarlı Tomografi (BT) ise çok daha detaylı bir harita sunar. Ancak yüksek doz radyasyon içerdiği için çocuklarda kullanımını çok kısıtlı tutarız. Sadece ultrasonda tanı koyamadığımız, durumun çok karışık olduğu veya travma gibi hayati risk taşıyan durumlarda tomografiye başvururuz. Önceliğimiz her zaman çocuğa zarar vermeden tanı koymaktır (Primum non nocere – Önce zarar verme).
Uzun Süren ve Tekrarlayan Karın Ağrısı Ne Anlama Gelir?
Akut durumlardan sıyrılıp, aileleri aylar hatta yıllar boyu yoran kronik ağrılara gelelim. Çocuğunuzun karnı sürekli ağrıyor, tahliller yapılıyor, ultrasonlar çekiliyor ama sonuç hep “temiz” çıkıyor. Peki bu ağrı hayali mi? Çocuk numara mı yapıyor? Kesinlikle hayır.
Bu duruma genellikle Fonksiyonel Karın Ağrısı diyoruz. Bu “Tıbbi bir sorun yok” demek değildir; “Organlarda yapısal bir bozukluk yok ama işleyişte bir sorun var” demektir. Çocuğun bağırsak sinir sistemi, normalden çok daha hassastır. Başkalarının hissetmediği bağırsak hareketlerini veya gaz geçişlerini, bu çocuklar “ağrı” olarak algılar. Beyin ve bağırsak arasındaki o muazzam iletişim ağında (Beyin-Bağırsak Aksı) sinyallerin karışması söz konusudur.
Fonksiyonel karın ağrısı olan çocukların büyük bir kısmında “kaygı” (anksiyete) düzeyi yüksektir. Okul stresi, sınav kaygısı, arkadaş problemleri, yeni bir kardeşin doğumu veya aile içi gerginlikler doğrudan karına vurur. Bu çocuklar sadece karın ağrısı çekmez; baş ağrısı, bacak ağrısı, çabuk yorulma gibi şikayetleri de sık dile getirirler. Tedavi sürecinde çocuğa “bir şeyin yok” demek yerine, “Ağrının gerçek olduğunu biliyoruz ama bu ağrı vücuduna zarar verecek tehlikeli bir hastalıktan kaynaklanmıyor” mesajını vermek, iyileşmenin ilk adımıdır.
Fonksiyonel karın ağrısını tetikleyebilen durumlar şunlardır:
- Okul stresi
- Sınav kaygısı
- Akran zorbalığı
- Aile içi çatışmalar
- Düzensiz uyku
- Yetersiz lif alımı
- Hareketsizlik
- Mükemmeliyetçi kişilik yapısı
Kabızlık Karın Ağrısı Yapar mı?
Evet, hem de sandığınızdan çok daha fazla. Kronik karın ağrısı ile polikliniğe başvuran çocukların çok büyük bir kısmında, altta yatan asıl neden gözden kaçmış veya yeterince tedavi edilmemiş Kabızlıktır.
Pek çok ebeveyn, “Çocuğum her gün tuvalete çıkıyor, kabız değil” der. Ancak önemli olan sadece sıklık değil niteliktir. Çocuk her gün çıkıyor olabilir ama az miktarda, sert (“keçi pisliği” gibi) yapıyor olabilir veya bağırsağını tam boşaltamıyor olabilir. İçeride biriken sertleşmiş dışkı, bağırsağı sürekli gererek ağrı sinyalleri gönderir.
Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda, okul tuvaletini kullanmak istememe nedeniyle “kaka tutma” davranışı gelişir. Çocuk kakasını tuttukça kaka sertleşir, sertleştikçe yaparken canı yanar, canı yandıkça daha çok tutar. Bu bir kısır döngüdür. Bu çocukların tedavisi sadece bir şurup verip geçmekle olmaz; beslenme düzeninin değişmesi, bol su tüketimi, tuvalet alışkanlığının yeniden kazanılması ve sabırlı bir ilaç tedavisi gerekir.
Beslenme ve Alerjiler Ağrıyı Nasıl Etkiler?
Yediğimiz içtiğimiz şeyler, karın ağrısının doğrudan sebebi olabilir. Modern çağın beslenme alışkanlıkları ne yazık ki çocukların bağırsak sağlığını olumsuz etkiliyor.
Laktoz İntoleransı sık gördüğümüz bir durumdur. Süt şekerini (laktoz) sindiren enzim yetersiz olduğunda, süt içtikten sonra çocukta şişkinlik, gaz ve kramp tarzı ağrılar olur. Bazen sadece sütü kesmek veya laktozsuz ürünlere geçmek tüm tabloyu düzeltebilir.
Bir diğer önemli konu Çölyak Hastalığıdır. Buğday, arpa ve çavdarda bulunan glutene karşı vücudun verdiği bir tepkidir. Bu sadece bir ağrı meselesi değildir; çocuğun büyümesini durduran, kansızlık yapan ciddi bir sistemik hastalıktır. Kronik karın ağrısı, şişkinlik ve inatçı kansızlığı olan her çocukta Çölyak mutlaka araştırılmalıdır.
Ayrıca çocukların çok sevdiği paketli gıdalar, cipsler, şekerlemeler ve özellikle fruktoz şurubu içeren meyve suları, bağırsaklarda sindirilemeyen bir yük oluşturur. Bu yük, bakteriler tarafından fermente edilerek gaza dönüştürülür ve bu da çocuğa karın ağrısı olarak geri döner.
Beslenmede dikkat edilmesi veya kaçınılması gerekenler şunlardır:
- Paketli meyve suları
- Gazlı içecekler
- Aşırı yağlı cipsler
- Çok baharatlı yiyecekler
- Kafein içeren içecekler
- Sorbitol içeren sakızlar
- İşlenmiş et ürünleri
Hangi Belirtiler Acil Durum Sinyalidir?
Her karın ağrısı için acile koşmaya gerek yoktur, ancak bazı “Kırmızı Bayrak” (Red Flag) dediğimiz bulgular vardır ki bunlar görüldüğünde zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Bu belirtiler ağrının basit bir sebepten değil organik ve ciddi bir hastalıktan kaynaklandığını gösterir.
Doktor olarak bizi en çok alarma geçiren, çocuğun genel durumunun bozulmasıdır. Eğer çocuk ağrıdan dolayı hareket edemiyor, rengi solmuş ve gözlerinin feri sönmüşse durum ciddidir. Ayrıca gece uykudan uyandıran ağrılar, fonksiyonel ağrılardan farklı olarak genellikle organik bir soruna işaret eder.
Acil durum sinyali sayılabilecek belirtiler şunlardır:
- Sağ alt karın bölgesine yerleşen şiddetli ağrı
- Ağrıyı takip eden safralı (yeşil) kusma
- Çilek jölesi kıvamında veya kanlı dışkılama
- Karın ağrısına eşlik eden yüksek ateş
- Karnın tahta gibi sert olması
- İstemsiz ve hızlı kilo kaybı
- Büyüme ve gelişmenin durması
- İdrar yaparken yanma veya kan gelmesi
- Ciltte açıklanamayan döküntüler
- Eklem şişlikleri
Karın Ağrısı Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tedavi, tamamen tanıya göre şekillenir. “Karnı ağrıyor, bir ağrı kesici verelim geçsin” yaklaşımı son derece yanlıştır ve bazen tehlikeli olabilir. Örneğin apandisit şüphesi olan bir hastada kontrolsüz ağrı kesici kullanımı, bulguları maskeleyerek tanıyı geciktirebilir.
- Eğer sorun cerrahi ise (apandisit, invaginasyon vb.), tedavi ameliyathanedir. Burada çocuk cerrahisi uzmanları devreye girer.
- Eğer sorun enfeksiyon ise, uygun antibiyotikler veya destek tedavisi verilir.
- Eğer sorun kabızlık ise, dışkı yumuşatıcılar ve diyet düzenlemesi yapılır.
Eğer sorun fonksiyonel karın ağrısı ise, en kapsamlı yaklaşım buradadır. İlaçtan çok, yaşam tarzı değişikliği gerekir. Probiyotikler bağırsak florasını düzenlemede yardımcı olabilir. Diyetten gaz yapıcı gıdaların çıkarılması çocuğu rahatlatır. Ancak en önemlisi, psikolojik destektir. Çocuğun kaygısını yönetmek, okul ve aile içindeki stres faktörlerini azaltmak, ağrının sıklığını ve şiddetini mucizevi bir şekilde düşürebilir.

Uzm. Dr. Emine Nursel Akmaz, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olup Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlığını İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Kamu hastanelerindeki deneyiminin ardından, halen kendi özel muayenehanesinde aile merkezli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla çocukların sağlıklı gelişimini desteklemektedir
